24 Kasım 2012 Cumartesi

kifoz


Kifoz nedir, kifoz bulguları ve çeşitleri nelerdir,kifozda yaklaşım ve tedavi seçenekleri nelerdir :

KİFOZ ( kamburluk) NEDİR ?


Kifoz, omurganın yandan bakıldığında, sırt bölgesindeki normal dışı eğriliğidir. Normalde omurgaya yandan bakıldığında, boyun ve belde içbükey, sırtta ise dışbükey bir eğrilik vardır. Boyun ve belde olan bu eğriliğe lordoz, sırtta olan dışbükey eğriliğe ise kifoz adı verilir. Bu eğrilikler, vücut ağırlığı ve yerçekimi etkisi ile omurgaya binen yükün absorbe edilmesini sağlar. Bir anlamda omurgayı koruyucu etkiye sahiptir. Sırt bölgesinde normal bir durum olan kifoz ilerlediğinde, kifoz rahatsızlığı ortaya çıkar.Omurganın normal eğrilikleri başın pelvis (leğen kemiği) üzerinde dengede durmasını sağlar.

Bu eğrilikler normalden fazla veya az olursa denge bozulur. Sırtta normalden fazla olan dışbükey eğim kifoz rahatsızlığının ortaya çıkmasına neden olur ki bu durum bel,sırt ve boyun ağrılarına yol açar. İlerlemiş kifoz önemli sağlık problemlerine yol açabilir.


KİFOZDAKİ BULGULAR NELERDİR ?


Kifozda sırtta hump (kamburluk,hörgüç görünümü ) denilen bir görünüm oluşur. Sırt ve boyun ağrıları, sırt bölgesi kaslarının zayıflığı ve bağlarında meydana gelen gerginlikler ve sertlikler sıklıkla karşılaşılan problemlerdendir. İlerleyen yıllarda kifoz ilerleyecek olursa şiddetli ağrılar ve nörolojik bulgular ortaya çıkabilir. İlerlemiş kifozlarda göğüs boşluğunun daralması sonucunda göğüs ağrısı ve solunum problemleri ortaya çıkabilir.


KİFOZ ÇEŞİTLERİ NELERDİR ?


Temel olarak üç tip kifoz vardır. Bunlar; postüral kifoz, Scheurmann kifozu ve konjenital       ( doğumsal ) kifozdur.


  1. Postüral kifoz : En sık karşılaşılan kifoz çeşitlerindendir.Kızlarda, erkeklere oranla daha fazla görülür ve gelişme döneminde fark edilir. Kötü postür ve sırt kaslarının zayıf kalması sonucunda oluşur. Özellikle kızlarda göğüslerin çıkmaya başladığı dönemde bu durumu saklamaya çalışma amacıyla gelişen duruş bozukluğu omuzların öne doğru gelmesine ve kifoz artışına yol açar. Omurga yapısında bir bozukluk oluşmaz.
  2. Scheurmann kifozu : Erkeklerde daha fazladır ve yine gelişme döneminde ortaya çıkar. Omurlarda yapısal değişikliklerle birlikte seyreder. Omurlarda kamalaşma denen görünüm mevcuttur.
  3. Konjenital ( doğumsal ) kifoz : En az görülen kifoz çeşididir. Doğum öncesi omurga oluşumunda ortaya çıkan bir anormallik sonucu oluşur.

Yetişkinlerde kifoza yol açan nedenlerden biri de osteoporoz ( kemik erimesi )  rahatsızlığıdır. Ankilozan spondilit, enfeksiyonlar ve tümörler de kifoz oluşumuna yol açan nedenler arasındadır.


KİFOZDA YAKLAŞIM VE TEDAVİ    


Kifoz belirtileri olan kişiler mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurmalıdırlar. Fizik tedavi uzmanlarınca yapılan değerlendirmeler sonucunda, kifozun derecesi belirlenir. Postüral kifozu olan kişiler kifoz derecesinde düzelme sağlamamasına rağmen fizik tedavi uygulamalarından ağrılarının azalması yönünde yarar sağlayabilirler. Fizik tedavi uygulamalarının yanı sıra gerekli medikal tedavilerinin de düzenlenmesi gerekir. Osteopatik manuel terapiden en fazla yararlananlar postüral kifozu olanlardır.

Sheurmann kifozu olanlar yine fizik tedavi ve medikal tedavi ile çeşitli derecelerde korse kullanımına ihtiyaç duyan hasta gruplarının içindedir. İleri derecede kifozu olan kişilere ortopedik cerrahi girişim uygulanması gerekmektedir.

Özellikle postüral kifozu olan hastalarımda, osteopatik tedavi ile kifoz derecesinin azalması yönünde çok iyi sonuçlar aldığımı da belirtmek istiyorum.

15 Kasım 2012 Perşembe

Baş önde postür


Forward head posture ( Baş önde postür)


Postür incelemesinde yararlandığımız ve vüdumuzun ağırlık merkezini gösteren hayali çizgi, kulak deliğimizin, omuzun orta noktası hizasında olmasını gerektirir. Başın öne gelerek bu hizadan sapması baş önde postür ( forward head posture ) olarak adlandırılır.Başın omuza göre önde durduğu her 2.5 cm’lik fark boyun omurlarına fazladan 5 kg’lık bir yük binmesine yol açar. Özellikle bilgisayar başında fazladan zaman geçiren kişilerde, uzun süreli araç kullananlarda, başının altına yastık koyarak yatakta kitap okuma alışkanlığı olanlarda, elişi yapan kişilerde veya bunun gibi uzun süreli başı önde zaman geçiren kişilerde, zaman içinde baş önde postür gelişir. Yapılan araştırmalara göre toplumun %65 ila 90’ında bu durumun olduğu saptanmıştır. Yerçekimi etkisi nedeniyle oluşan fazladan yük, boyun omurlarının zedelenmesine yol açarak boyun fıtığı oluşumuna zemin hazırlar. Sadece 2.5 cm’lik bir fark, sabah yataktan kalktığınızdan itibaren, tekrar yatana kadar geçen süre boyunca, kafanızda 5 kiloluk bir ağırlığı taşıdığınız anlamına gelir. Bu durumun nasıl rahatsızlık verici bir şey olduğunu tahmin edebilirsiniz.

Uzun süreli baş önde duruş nedeniyle omuzlar öne doğru gelmekte, baş öne gitmekte ve kollar içe doğru dönmektedir. Başın öne gelmesiyle sırtımızın üst kısmı geriye gitmekte, sırtta kamburluk oluşmakta ve leğen kemiği tüm bu gelişmeleri dengelemek için anterior tilt denilen öne doğru eğilme hareketini yapmakta ve belin çukurlaşmasına yol açmaktadır. Bu durum da ileride nedeni bulunamayan bel ağrılarına yol açar. Aynı şekilde üst solunum kaslarının güçsüzleşmesi akciğer kapasitesinin düşmesi sonucunu yaratır. Geçmeyen başağrıları, baş dönmeleri ve çene eklemi problemleri bu duruma eşlik edebilir.

Uzun süreli, başı sabit önde tutan pozisyonlardan kaçınmak en etkili korunma yöntemlerindendir. Uzun süreli işlerde kısa molalar vererek boynumuzu hareket ettirmeliyiz.

Oluşmuş olan postür bozuklukları baş ,boyun ve sırt ağrılarına yol açmadan durumun saptanması ve düzeltilmesi yoluna gidilmesi gerekmektedir. En etkin tedavi yöntemi osteopatik manuplatif girişimlerdir. Hastalarımda manuel terapi ile tamamen düzelme sağlamaktayım.

12 Kasım 2012 Pazartesi

postür ( duruş ) bozuklukları


POSTÜR :


Postür (duruş) nedir :

 

Postür, iskelet parçalarının, vücudun destek yapılarını zedelenme ve deformasyondan koruyacak şekilde düzgün ve dengeli dizilişidir.Düzgün  postür, en az çaba ve en az enerji tüketimini sağlayacak şekilde, vücutta en fazla yeterliliği sağlayan duruş biçimidir. Kötü postür ise amaca hizmet etmeyen kasların gereksiz biçimde kasılmasına neden olan duruş şeklidir. İdeal postür ön, arka ve her iki yandan vücudun duruşunun gözlemlenmesiyle saptanır. Vücut kısımlarının çekül hattı üzerindeki dizilimi, bize kişinin ideal postüre sahip olup olmadığı hakkında bilgi verir.Kişinin yaşı,cinsiyeti, sosyoekonomik durumu,yapısal bozuklukları,alışkanlıkları, çalıştığı işi ve ruhsal durumu postürüne etki eder. Postür statik ve dinamik olmak üzere iki çeşittir. Statik postür hareketsiz haldeyken olan postürdür.Oturma, ayakta durma ve yatma sırasındaki duruşumuzla ilgilidir. Dinamik postür ise hareket halindeyken oluşan postürdür.  Omurgada oluşan postür bozuklukları ciddi sağlık problemlerine zemin hazırlayabilir.

 

 

Postür analizi :

 

Skolyoz ve kifoz omurganın en sık rastlanan postür bozukluklarının arasındadır.Skolyoz, önden bakıldığında omurganın yana doğru eğilmiş olması ile karakterizedir.Omurganın, yandan bakıldığında, öne doğru eğriliği ise kifoz adını alır.

Postür analizinde her iki yandan başın omuzlara göre durumuna bakılır. Normal postürde, kulak memesi omuz ortasından geçen hayali çizgi üzerindedir. Önde veya arkada olması normal değildir. Başın, omuza göre önde olduğu duruma, baş önde postür denilir ve her 2.5 cm’lik fark boyun omurlarına binen fazladan 5 kg. civarında bir yük oluşturur.Bu da ileriki yıllarda boyun ağrılarına yol açar ve boyun fıtığı için hazırlayıcı faktörlerdendir. Aynı hayali çizgiyi aşağıya doğru devam ettirecek olursak sırasıyla kalça ekleminden, diz kapağının arkasından ve ayak bileğinde dış taraftaki çıkıntıdan geçmesi gerekir.Bu hayali çizgiye göre omuzların önde olması omuz önde postürdür.Aynı şekilde kifoz (sırttaki kamburluk ) ve aşırı veya artmış lordoz (belde ) yandan bakarak değerlendirilen postür değişikliklerindendir. Anterior veya posterior pelvik tilt (leğen kemiğinin öne veya arkaya dönük olması) de yine yandan bakılarak değerlendirilen postür bozuklukları arasındadır. Genu recurvatum denilen, diz ekleminin hayali çizginin arkasında yer alması, yine ciddi sağlık problemleri oluşturabilen duruş bozukluklarındandır.Pes planus (düz tabanlık) ve pes kavus (düz tabanlığın tam tersi yani uzunlamasına ayak kemerinin kavsinin artışı) ayakta gördüğümüz postür bozukluklarındandır.

Önden bakıldığında başın orta hatta göre durumu, omuzların seviyesi (düşük omuz olup olmadığı ),göğüste pectus excavatum ( kunduracı göğsü ) ve pectus carinatum ( güvercin göğsü ), kolların ve kalçanın eşit seviyede olup olmadığı, dizlerin ve ayakların içe veya dışa dönük olup olmadığı değerlendirilir.Genu varum (o bacak) ve genu valgum ( x bacak ) yine önden bakışla değerlendirilen postür bozuklukları arasındadır.

Arkadan bakışta, yine başın durumuna , kürek kemiklerinin seviyelerine ve dışa doğru dönük olup olmadığına bakılır. Yine arkadan bakıldığında skolyoz deformitesinin varlığı araştırılır.

Postür bozuklukları ileriki yıllarda geçmeyen kas iskelet sistemi ağrılarına yol açabilir. Postür bozukluklarının en etkin tedavisi osteopatik manuplatif girişimlerdir.

28 Ekim 2012 Pazar

osteopati


OSTEOPATİ :

Osteopati'nin tarihçesi, osteopati nedir ?, osteopatik yaklaşım nasıldır? ve hangi rahatsızlıklarda osteopati uygulanabilir :

Osteopati’nin kurucusu Dr. Andrew Taylor Still, klasik tıp eğitiminin dışında farklı tıbbi teoriler geliştirmiştir. Hastalık tedavisinin var olan hastalıktan bağımsız olarak hastaya göre yapılması gerektiğini savunmuş ve manuel terapi (elle yapılan tedaviler) yöntemlerinin iyileştirici etkisi olduğunu savunmuştur. Hastalarından aldığı iyi sonuçlar, osteopati okullarının açılmasına yol açmıştır.  Daha sonra Avrupa’ya da yayılan bu tedavi yaklaşımı tamamlayıcı tıp alanında yıllardır başarıyla uygulanmaktadır. Avrupa ve Amerika’da 4 veya 5 yıllık bir eğitimden sonra osteopat yetiştiren osteopati okulları bulunmaktadır.

Osteopatlar temel olarak 3 temel alanla ilgilenirler.Bunlar:

          Tıp : Hastalığı veya benzer tıbbi rahatsızlığı olan kişilere osteopati yöntemleriyle yardımcı olmak
          Biomekanik : Normal hareket, postür ve vücudun çeşitli aktivitelerinin diğer vücut bölümlerinin fonksiyonlarına olan etkisini incelemek ve osteopatik yaklaşımlarla tanı ve tedavi seçenekleri oluşturmak
    Travmatoloji: Küçük yumuşak doku hasarlarından şiddetli doku hasarlarına kadar giden geniş bir alanda hastalara osteopati ile yardımcı olmaya çalışmaktır.
          Osteopatik manuplasyon; yumuşak doku masajı ve germe tekniklerinden, kas enerji tekniklerinden ( muscle energy techniques ),high velocity (yüksek hızlı ) düşük amplitüdlü mobilizasyon tekniklerinden ve nöromuskuler tekniklerden yararlanır.Osteopati bir manuel terapi yöntemidir ve birçok manuel terapi yöntemi osteopati yaklaşımları sonucu doğmuştur Ana bakış açısı,bedenimizdeki kısıtlanmış olan  fasial dokuyu gevşeterek ve yeniden yapılandırarak, bedenin kendisini iyileştirme sürecini hızlandırmaktır. O nedenle osteopatik tedavi seansları arasında hastanın ve hastalığın durumuna göre değişmek üzere bir bekleme süresi vardır. Kısıtlılığı giderilen doku bir sonraki osteopatik tedavi seansına kadar geçen süre içinde kendini yeni duruma adapte eder ve iyileşir.
          Vücudun hareketli kısımlarının hareket ve fonksiyonlarında olan değişiklikler fizyolojik ve mental/emosyonel değişikliklerle ilişkilidir.Hareket bozuklukları emosyonel ve fizyolojik değişikliklere yol açarak bu bölgelerde  bozuklukların ortaya çıkmasına yol açar. Osteopatik açıdan aynı durumun tersi de geçerlidir. Emosyonel ve fizyolojik değişiklikler de bir bölgede hareket bozukluklarının ortaya çıkmasına yol açabilir. Daha sonra da hareketi veya fizyolojisi bozulmuş olan bu vücut parçaları vücudun diğer bölgelerini de etkileyerek aynı süreçleri o bölgelerde de başlatır. Dolayısıyla, aslında rahatsızlık olarak kendini belli eden bir bölge, aslında tamamen başka bir bölgenin hareket kısıtlılığından veya fizyolojisinin bozulmasından kaynaklanıyor olabilir. Örneğin, omurganın alt taraflarında oluşan bir travma, bir süre sonra, doku çekimi nedeniyle, geçmeyen baş ağrılarına yol açabilmektedir.Yine aynı şekilde safra kesesi bölgesinden kaynaklanan bir fasial doku kısıtlılığı omuz ve boyun ağrılarına yol açabilmektedir. Osteopatik olarak değerlendirilmeyen bu hastalar boyun ağrısı nedeniyle fizik tedavi ve ağrı kliniklerine gitmekte ve yapılan tetkik ve grafilerle bir sonuç alamamaktadırlar.Bu elbetteki her boyun ağrısının da nedeninin safra kesesi bölgesinden geldiği anlamına da gelmemektedir.Ancak, yapılan tıbbi muayeneleri sonucunda herhangi bir patolojiye rastlanmayan veya belli bir yaşın üstündeki herkeste olabilecek birtakım dejeneratif rahatsızlıklar bulunup, kulanılan ilaç ve yapılan fizik tedavi girişimlerinden yanıt alınamayan kişilerin birde osteopatik açıdan değerlendirilmeleri, kısa sürede sonuç alınmasına neden olabilmektedir.
Bu nedenle osteopati, holistik ( bütüncül ) bir yaklaşıma sahiptir. Asıl problemin kaynaklandığı bölgedeki fasial kısıtlılık giderilmeyecek olursa var olan rahatsızlık da kalıcı olarak tedavi edilemez.
Osteopati temel olarak fonksiyonel osteopati, visseral osteopati, kraniosakral terapi ve somatoemosyonel osteopati bölümlerini içeren oldukça geniş bir öğrenim ve uygulama alanına sahiptir.
Başlıca kas iskelet sistemi ağrıları, bel, boyun ve sırt bölgesinde olan ağrılar ve özellikle fibromyaljisi olan hastalar osteopatiden oldukça yarar görmekteler.
Yine sık görülen rahatsızlıklardan donuk omuz ve lateral epikondilit osteopatik girişimlere kısa sürede yanıt vermektedir.
Ameliyat endikasyonu olmayan (ameliyat gerektirmeyen ) bel ve boyun fıtığı olgularında, fizik tedavi ve ilaç tedavisinden yanıt alamadığım  hastalarımda osteopati ile oldukça iyi sonuçlar elde ettim.
Tanı konulamayan kronik baş ağrıları,kifoz ve skolyoz gibi postür bozuklukları  da yine osteopatik yaklaşım gerektiren hastalık grupları içinde yer almaktadır. Yine, ilaç kullanması sakıncalı olan gebelik dönemindeki bel ve sırt ağrılarında osteopati güvenle uygulanabilmektedir.
Manuplatif yöntemlerin ve özellikle osteopatinin en büyük avantajı hastaya dışarıdan zarar verecek bir madde verilmemesi ve tedavinin sadece elle dokunarak yapılmasıdır. Bununla birlikte, osteopatinin, tamamlayıcı tıp yöntemleri arasında olduğunun bilinmesinin gerekliliğini tekrardan belirtmek istiyorum. Öncelikle, hastalarımızın  tıbbi muayenesinin ilgili branşlarca yapılması, gerekli tetkik ve grafilerinin istenmesi ve değerlendirilmesi, gerekli konsültasyonların yapılması ve bunların sonucunda elde edilen verilerin ışığında uygulanan tıbbi tedavilere ek olarak veya bu yaklaşımlarda bulunulup sonuç alınamamış hastalarda osteopatik yaklaşımın uygulanması gerektiği kanısındayım.Daha sonraki yazılarımda, kraniosakral terapi ve visseral osteopati konularında da bilgilendirme yapacağım

20 Ekim 2012 Cumartesi

reiki

REİKİ :

REİKİ NEDİR ?

Rei her yerde varolan, ki: ruhsal yaşam enerjisi anlamına gelmektedir. Sözcük anlamı, Japonca'da, "Evrensel Yaşam Enerjisi" anlamına gelmektedir. Hz. İsa 'nın nasıl şifa verdiği ile ilgili sorular 1900'lü yılların başında Japon bir rahip olan Dr.Mikao Usui tarafından çok eski olan şifa yönteminin araştırılmasıyla ortaya çıkmıştır. Reikinin tarihi çok daha eski olmasına rağmen bu bilginin günümüze ulaşmasındaki en önemli kişi bu konuyu derinlemesine araştıran Mikao Usui'dir. Reiki herhangi bir din yada inanç şekli değildir her inanca sahip insan tarafından kolaylıkla uygulanabilir. Reiki tıbbı reddetmez aksine tıbbi tedaviye destek olma işlevindedir. Hastaların mutlaka tıbbi tedavi görmesi gerektiğini savunan reiki uygulayıcıları reikinin faydalarını tüm dünyanın daha iyi görmesini sağlamışlardır. Reikinin hiç bir zararı yada yan etkisi yoktur, zamanla unutulmaz ve etkisi kaybolmaz. Bir çok hastalıkta tıbbi tedaviyi tamamlar,zihinsel ve bedensel gerginlilerden kurtulmayı sağlar, ilaçların yan etkisini azaltır,yorgunlukları giderir,bağımlıklardan kurtulmaya yardım eder kısaca sağlık ve kişisel gelişim anlamında önemli pozitif etkiler yapar. Reiki etkili olarak soğuk algınlığı, yanıklar,yaralar ağrılar, sızılar gibi rahatsızlıklardan; kanser, kalp hastalıkları, tansiyon, gibi ciddi hastalıklara kadar bir çok sağlık sorununda son derece etkilidir. Özellikle yeni oluşmuş hastalıklarda çok daha kısa zamanda etkisini gösterecektir. Reiki bugün dünyada yaklaşık iki milyon kişi tarafından uygulanmaktadır ve bu sayı her geçen gün artmaktadır. Dünyada bir çok hastane reiki uygulamayı bütünleyici kabul etmekte ve reikiyle ilgili çalışmalara önem vermektedir. Reiki uygulayıcılarda sezgileri güçlendirir, ruhsal farkındalığın artmasını sağlar. Reiki evrensel bir enerjidir ve hiç bir kişinin tekelinde değildir. Reiki ile herkes kendinin şifacısı olabilir.
Tamamlayıcı Tıp ve Fizik Tedavi :

Öncelikle tıp doktoru  ve fizik tedavi uzmanı olduğum için bu blogda sizlere eğitimini almış olduğum konularda bilgiler vermeye çalışacağım. Elbette ki öncelikle ağrısı olan veya bir rahatsızlığı olan hastalarımın tıbbi muayenesini yaparak ve gerekli tetkiklerini isteyerek rahatsızlığa yol açan nedenin tanısını koymaya çalışıyorum. Tanısı konan hastalara da gerek ilaç kullanarak gerekse de fizik tedavi uygulamalarıyla yardımcı olmaya çalışıyorum.
Genel olarak ilaç ve fizik tedavi yöntemleriyle yarar bulmayan hastalarıma da tamamlayıcı tıp yöntemleriyle yardımcı olmaya çalışıyorum.
Özellikle osteopati, kas iskelet sistemi ile ilgili rahatsızlığı olan hastalarımın tedavisinde çok yararlandığım  bir yöntem.Bunun dışında kraniosakral terapi ve visseral osteopati de yine tedavi etkinliğini arttıran yöntemler.
Yine eğitimini aldığım ve hastalarıma uyguladığım Refleksoloji ayak tabanından belli bölgelere parmakla bastırarak uygulanan bir tedavi yöntemi.
Tetik nokta masajı, Myofascial release, Rolfing gibi yöntemler de ağrı geçirmede yararlı yöntemler.
Şimdiye kadar saydığım yöntemler manuplatif  (elle yapılan ) tedaviler içinde değerlendirilebilir.
Bunların dışında reiki ve kuantum enerji uygulamaları daha farklı bir mekanizma ile ağrı giderme ve hastalık iyileştirmede kullanılabilecek tamamlayıcı tıp yöntemleri arasında.
Bu saydığım yöntemlerle de yeterince yardımcı olamadığım hastalarıma da EFT ( Emotional Freedom Technique ), NLP ve hipnozla yardımcı olmaya çalışıyorum.
Bu konularda zamanım ölçüsünde ayrıntılı yazılar yayınlamaya çalışacağım. Sorularınız olursa yanıtlamaya hazırım. Herkese sağlıklı günler dileklerimle...